Hedef kâr oranı nasıl belirlenir?
Hedef oran havadan seçilmez; işletmenin gider yapısından türetilir. Başlangıç noktası şu sorudur: yıllık sabit giderlerimi karşılamak için her satıştan ne kadar kâr kalmalı? Aylık 120.000 lira sabit gideri olan ve yılda 800.000 lira ciro yapan bir mağazada, yalnızca sabit giderleri karşılamak için bile satışların yaklaşık %15'inin kâr olarak kalması gerekir.
Bunun üzerine iki şey daha eklenir: işletmenin kendi kazancı ve risk payı. Risk payı, tahsil edilemeyen alacaklar, garanti kapsamındaki revizyonlar ve satılamayan stok için ayrılır. Bu kalemleri hesaba katmayan bir hedef oran, kâğıt üzerinde tutar ama yıl sonunda tutmaz.
Hedef oran ürün grubuna göre de farklılaşmalıdır. Rekabetin yoğun olduğu standart ürünlerde marj daha dar tutulur; özel işlerde, zor montajlarda ve az bulunan ürünlerde daha geniş. Tek bir oranı bütün ürünlere uygulamak, rekabetçi ürünlerde pahalı, özel ürünlerde ucuz kalmanıza yol açar.
Son olarak, hedef oranın iskonto payı bırakacak şekilde belirlenmesi gerekir. Sahada pazarlık kaçınılmazdır; listede %35 marjla duran bir fiyat, %10 iskonto sonrası yaklaşık %28 marja iner. Hedefi belirlerken bu düşüşü baştan hesaba katmak, pazarlık masasında rahat davranmanızı sağlar.
Marj mı, markup mı: hangisini kullanmalı?
İki yöntem de doğrudur; yanlış olan ikisini karıştırmaktır. Markup yöntemi pratikte daha kolaydır: maliyeti belirli bir katsayıyla çarparsınız ve fiyat çıkar. Perakendede yaygın olan "iki katı" ya da "bir buçuk katı" yaklaşımı budur.
Marj yöntemi ise finansal olarak daha anlamlıdır, çünkü işletmenin gelir tablosu marj üzerinden okunur. "Cironun yüzde kaçı bize kalıyor" sorusunun cevabı marjdır; markup bu soruyu doğrudan cevaplamaz. Hedefi marj olarak koymak, yıl sonunda kâr hedefinize ulaşıp ulaşmadığınızı doğrudan ölçmenizi sağlar.
Pratik öneri şudur: hedefi marj olarak belirleyin, uygulamayı markup katsayısıyla yapın. Örneğin %35 marj hedefliyorsanız bunun markup karşılığı yaklaşık %53,8'dir; yani maliyeti 1,54 ile çarpmanız yeterlidir. Ekibinize verdiğiniz katsayı basit kalır, hedefiniz ise finansal olarak doğru olur.
Bu çevrimi bir kez yapıp fiyat listenize yazmak, günlük işleyişte hatayı ortadan kaldırır. Aksi hâlde her satış temsilcisi kendi yöntemini kullanır ve aynı maliyetli iki iş farklı marjlarla satılır.
Komisyon ve genel gider fiyatı nasıl etkiler?
Komisyon ve genel gider payı, satışa oranlı giderlerdir: fiyat yükseldikçe onlar da yükselir. Bu yüzden fiyat hesabında maliyete eklenmezler, formülün paydasından düşülürler. Bu ayrıntı atlandığında hedef marja hiçbir zaman ulaşılamaz.
Örnek üzerinden bakalım: 5.000 lira maliyetli bir işte %35 marj hedefliyorsunuz ve %5 komisyon ödüyorsunuz. Komisyonu hesaba katmadan bulunan fiyat 7.692 liradır; ama bu fiyattan %5 komisyon ödediğinizde gerçekleşen marj %30'a iner. Komisyonu paydaya dahil ettiğinizde doğru fiyat 8.333 lira çıkar.
Genel gider payı için de aynı mantık geçerlidir. Kira, personel ve enerji giderleri belirli bir işe doğrudan yazılmaz ama işletmenin ayakta durması için gereklidir. Bu giderlerin cirodaki oranını fiyat formülüne dahil etmek, her satışın kendi payını taşımasını sağlar.
Genel gider oranını hesaplamanın pratik yolu, yıllık sabit giderlerin yıllık ciroya bölünmesidir. Bu oran çoğu perde mağazasında %10–20 arasındadır. Oranı bilmeden yapılan fiyatlama, yıl sonunda "ciro iyiydi ama para kalmadı" tablosunun en yaygın sebebidir.
Tek tek hesaptan fiyat listesine geçmek
Her işi ayrı ayrı hesaplamak küçük işletmelerde mümkündür ama iş hacmi arttığında sürdürülemez. Bu noktada fiyat listesi kurmak gerekir: ürün grubu bazında metretül ya da metrekare fiyatları belirlenir ve satış temsilcisi her seferinde maliyet hesabı yapmaz.
Liste fiyatı kurarken çıkış noktası yine maliyettir. Her ürün grubu için tipik bir maliyet profili çıkarılır — ortalama kumaş fiyatı, ortalama dikim ücreti, ortalama fire — ve hedef marj bunun üzerine uygulanır. Çıkan rakam yuvarlanarak liste fiyatı olur.
Listenin dönemsel olarak gözden geçirilmesi şarttır. Kumaş fiyatı kura, dikim işçiliği asgari ücrete, montaj yakıta bağlı hareket eder; bunları farklı sıklıkta takip etmek gerekir. Pratik bir ritim: kumaş ve mekanizma her fiyat değişikliğinde, işçilik yılda iki kez, genel gider payı yılda bir kez.
Liste fiyatı kurmanın bir faydası da iskonto disiplinidir. Liste olmadığında her fiyat pazarlığa açık bir başlangıç noktasıdır; liste olduğunda ise iskonto, listeden verilen bilinçli bir taviz hâline gelir ve ölçülebilir olur.
Fiyat artışını nasıl ve ne zaman yapmalı?
Maliyetler yükseldiğinde fiyat artışını geciktirmek, en yaygın ve en pahalı hatalardan biridir. Artışı erteleyen işletme farkı kendi kârından karşılar; üstelik biriken artışı sonradan tek seferde yansıtmak zorunda kalır ve bu kez müşteride tepki oluşur.
Daha sağlıklı yaklaşım, küçük ve düzenli artışlardır. Yılda iki-üç kez yapılan makul artışlar, müşteri tarafında normal karşılanır; yılda bir kez yapılan büyük artış ise fiyat şoku yaratır ve müşteri kaybına yol açar.
Artış yaparken bütün ürünlere aynı oranı uygulamak da hatalıdır. Hangi ürünün gerçekten sattığını ve hangisinin marjının zaten dar olduğunu bilmek gerekir. Çok satan üründe yapılan sert artış rekabet gücünü düşürür; hiç satmayan üründe yapılan artış ise hiçbir işe yaramaz.
Artış öncesinde verilmiş tekliflerin durumu da netleştirilmelidir. Teklifin üzerinde geçerlilik süresi yazılıysa sorun yoktur; yazılmamışsa eski fiyattan onay gelen işler zararına yapılır. Bu, teklifte geçerlilik süresi yazmanın en somut gerekçesidir.