Perde işinde kâr nasıl hesaplanır?
Kâr hesabı, satış tutarından maliyetin çıkarılmasıdır; ama hangi satış ve hangi maliyet olduğu netleştirilmeden yapılan hesap yanıltıcı olur. Satış tarafında kullanılacak rakam KDV hariç tutardır. KDV müşteriden tahsil edilip devlete aktarılan bir tutardır; işletmenin geliri değildir ve kâr hesabına girmez.
Maliyet tarafında iki katman vardır. Doğrudan maliyet, o işi yapmasaydınız oluşmayacak giderlerdir: kumaş, dikim, aksesuar, montaj, nakliye. Dolaylı maliyet ise işletmenin ayakta durması için ödenen sabit giderlerin o işe düşen payıdır: kira, personel maaşı, enerji, muhasebe.
Yalnızca doğrudan maliyeti düşerek bulunan rakama brüt kâr denir ve iki işi karşılaştırmak için kullanışlıdır. Ama işletmenin gerçekten kazandığı tutar net kârdır: brüt kârdan komisyon ve genel gider payı da düşülür. Brüt kârı net kâr sanmak, perde işletmelerinde en yaygın finansal yanılgıdır.
Genel gider payını hesaplamanın pratik yolu, yıllık sabit giderlerin yıllık ciroya oranını almaktır. Aylık 120.000 lira sabit gideri ve 800.000 lira cirosu olan bir mağazada bu oran %15'tir; her işin üzerine %15 genel gider payı eklemek, yıl sonunda tutarlı bir tablo verir.
Perde işinde kâr marjı ne kadar olmalı?
Tek bir doğru rakam yoktur; marj iş modeline göre değişir. Yalnızca satış yapan, ürünü hazır alıp satan bir mağazanın marjı doğal olarak daha düşüktür. Kendi atölyesinde üreten bir işletme, işçiliği de kendi bünyesinde tuttuğu için daha yüksek marjla çalışabilir. Toptan satışta marj daha dar, perakendede daha geniştir.
Yine de bir eşikten söz edilebilir: net marjın %15'in altına düştüğü işlerde risk çok artar. Bu seviyede tek bir revizyon, bir montaj sorunu ya da ikinci kez gidilen bir adres işi zarara çevirir. Marj %15'in altındaysa ya fiyat düşük ya maliyetlerde görünmeyen bir kalem var demektir.
Marja bakarken işin büyüklüğünü de hesaba katmak gerekir. Yüzde 20 marjla yapılan 50.000 liralık bir iş, yüzde 40 marjla yapılan 8.000 liralık işten daha fazla para bırakır. Küçük işlerde yüksek marj, büyük işlerde makul marj — perde perakendesinde yaygın ve sağlıklı bir dengedir.
Son olarak, marjı iş tipine göre ayrı takip etmek çok şey öğretir. Çoğu perde işletmesinde tül ve fon satışının marjı ile stor-zebra satışının marjı belirgin biçimde farklıdır; montaj ağırlıklı işlerde ise marj beklenenden düşük çıkar. Bu farkları görmeden yapılan genel iskonto kararları, en kârlı ürün grubunu da eritir.
İskonto kârı ne kadar hızlı eritir?
İskonto, cironun küçük bir yüzdesi gibi görünür ama kârın çok büyük bir yüzdesidir. Sebep basit: iskonto doğrudan kârdan düşer, maliyetten değil. %25 marjla çalışan bir işletmede verilen %10 iskonto, kârın %40'ını götürür.
Bu ilişkiyi bir kez hesaplayıp ekibe göstermek, iskonto disiplini kurmanın en etkili yoludur. Satış temsilcisi "sadece yüzde beş verdim" derken aslında o işin kârının beşte birini vermiştir. Rakamı gördüğünde davranış kendiliğinden değişir.
İskonto yerine kapsam daraltmak çoğu zaman daha iyi bir pazarlık aracıdır: astarı çıkarmak, montajı müşteriye bırakmak ya da daha ekonomik bir korniş önermek, fiyatı düşürürken marjı korur. Doğrudan indirim ise hem marjı hem fiyat algısını kalıcı olarak aşağı çeker; bir kez indirim alan müşteri bir daha listeden fiyat kabul etmez.
İşletme genelinde en pratik önlem, iskonto yetkisini role bağlamaktır. Belirli bir oranın üzerindeki indirimin onaya düşmesi, kârı koruyan en basit kuraldır ve satış temsilcisini de zor durumda bırakmaz: "bu benim yetkimi aşıyor" cümlesi, pazarlıkta işe yarayan bir sınırdır.
Başabaş fiyatı bilmek neden önemli?
Başabaş fiyat, bir işin zarara geçmediği en düşük satış tutarıdır. Bu rakamı bilmek, pazarlıkta nereye kadar inilebileceğini net olarak gösterir. Bilinmediğinde iskonto kararı hisle verilir ve bazı işler farkında olmadan zararına yapılır.
Hesap, doğrudan maliyetin sabit oranlı giderlere bölünmesiyle bulunur: komisyon ve genel gider payı satışa oranlı olduğu için, fiyat düştükçe onlar da düşer. 4.500 lira doğrudan maliyeti olan, %15 genel gider payıyla çalışan bir işte başabaş fiyat 5.294 liradır; bu tutarın altındaki her satış zarardır.
Başabaş fiyatın altında iş almak her zaman yanlış değildir — yeni bir müşteri kazanmak, boş kalan atölye kapasitesini doldurmak ya da büyük bir projenin kapısını aralamak için bilinçli olarak yapılabilir. Yanlış olan, bunu bilmeden yapmaktır.
Bu araçta başabaş fiyat her hesapta gösterilir. Marj %15'in altına düştüğünde ya da iş zarara geçtiğinde ayrıca uyarı verilir; amaç, rakamı gördükten sonra kararı sizin vermenizdir.
Tek işin kârından işletmenin kârlılığına
Tek bir işin kârını hesaplamak öğreticidir ama işletmenin kârlılığını göstermez. Bunun için aynı hesabın bütün işlerde tutarlı biçimde yapılması ve sonuçların bir arada okunabilmesi gerekir. Elektronik tabloda birkaç iş için yapılan hesap, yüzlerce iş için sürdürülemez.
İşletme genelinde bakıldığında ortaya çıkan sorular farklıdır: hangi ürün grubu gerçekten kâr bırakıyor, hangi personel hangi marjla satıyor, hangi müşteri grubu en çok iskonto alıyor, hangi tedarikçinin gecikmesi ne kadara mal oluyor? Bu soruların cevabı tek tek işlerin toplamında değil, düzenli tutulan kayıtta bulunur.
Perde işletmelerinde sık görülen bir sonuç şudur: ciroda en büyük payı alan ürün grubu, kârda en büyük payı almaz. Bu fark görülmediğinde işletme yanlış ürüne yatırım yapar, yanlış ürüne kampanya kurar ve en kârlı grubu ihmal eder.
Perdia'da maliyet kalemleri siparişin içinde oluştuğu için kâr marjı raporları ayrıca veri girmeden hazır olur; hangi işin, hangi ürünün ve hangi mağazanın ne bıraktığı doğrudan sipariş verisinden okunur.